Deniz Feneri


İsterdim ki anlatacağım hikayedeki öğrenciyi ilk ağızdan dinleyin, dinlerken de gözlerindeki korkuyu, ‘lütfen içimi rahatlat’ bakışını görün. Ona istediği cevabı vermedim bana anlattıklarından sonra çünkü bu sadece deneyimlerini elinden almak olacaktı, sadece olaya biraz daha yukardan baktığımızda nelerin değişeceğini fark etmesini sağlamaya çalıştım.

İnanıyorum ki gerçekten her şey eğitim değil, parayı bastırıp sertifikalar koleksiyonu yapabilirsiniz ama o sertifikasını cebinizde taşıdığınız öğretiyi kalbinize, hayatınıza indiremiyorsanız istediğiniz kadar reklam yapın insanlar sizi anlamaz, anlattıklarınızı hayata geçiremezler. Anlattıklarınızı sadece zihinden anlatıyorsanız insanların da sadece zihinlerine ulaşabilirsiniz, herhangi bir konuyu deneyimden, kalpten anlatmak başka bir şeydir.

Deneyimden aktardığınızda karşınızdakinin hayatına dokunabilirsiniz, onun da anlayışını derinleştirmesi için alan tutabilirsiniz, söz sihirdir. İyi eğitmen, öğrencisini sonsuza kadar öğrencisi olarak tutmaya çalışmaz, onu kendi keşif yolculuğuna çıkabilmesi için yüreklendirir.

Bir gün dersime gelen bir öğrenci çok önceleri gittiği bir eğitimde (yoga eğitimi değil) kendisine nefesle ilgili o an ve sonrasında da bir türlü kabul edemediği, korkutucu ve kısıtlayıcı bilgiler verildiğini ve hatta bunların neler olduklarını anlattı. Ben de nefesle ilgili dersler veriyorum, o kadar eğitim aldım ve hiç bu tarz şeyler duymamıştım, konuya çok sert yaklaşmış eğitimi veren kişi, bu anlattıklarım en doğrusu ve yapmazsanız şöyle olur böyle olur demiş işin özeti. Ne eğitim ne de eğitmenle ilgili isim vermeyeceğim tabii ki, içeriği bile tam anlatmama gerek kalmadan beni anladığınıza eminim. Çünkü çok insani bir şeyden bahsediyorum, herhangi bir öğretinin eğitimini alıp kendini o öğretinin dünyayı değiştirecek tek ve son bilgi olduğuna inandıran bir dolu kişi olduğunu biliyorum. Normal zamanlarda üç kağıtçının kokusunu yüz metreden alıyor olabilirsiniz ama bazı anlar sadece küçük bir umuda ihtiyacınız vardır.

İnanmak istersiniz sadece çünkü dünyadaki o kadar yalanın arasında bir şeyler doğru olsun, hizalanayım ben de, kurtulayım artık debelenmekten dersiniz. Sorgulamak istemezsiniz, ta ki bu yalan bilgiler gözünüze gözünüze batmaya, sizi daha da dengeden çıkarmaya başlayana kadar.

Doğru eğitim, yanlış eğitmen gibi ayırımlara girmek sadece kıyaslamak olur ve kıyaslamanın içinde her zaman kıskançlık olduğuna inanırım.

Bana kalırsa yüzlerce doğru yol var sadece bunlardan hangisi sizin yolunuza en parlak ışığı tutar ve hayatınızda kök salabilir bunu bulmak esas olan. Bunu bulabilirsiniz, gerçekten bulabilirsiniz hem de kimsenin aklına ihtiyacınız olmadan.

Yogaya başladığım yıllardan beri bu soruyu soran insanlar görüyorum etrafımda; ‘Bu yolun doğru yol olduğuna nasıl emin olacağım? Benim için en uygun olan tekniğin hangisi olduğunu nereden bileceğim? Ya da herkesin anlattığı doğruysa neden herkes farklı bir şeyler anlatıyor?’ Ders vermeye başladıktan sonra çok daha fazla duydum bu sorulardan ve şu kadarını söyleyebilirim, bu yol ayırımındaki kimseyi kolundan tutup doğru olduğunu düşündüğüm ya da ona uyacağını düşündüğüm bir sisteme sürüklemedim. ‘Sadece soru sor, kalbinin derinlerinden sorduğunda, cevabın tüm hücrelerinde yankılandığını göreceksin!’ demek en uygunu geldi her zaman. Sorunun cevabı, belki internette dolaşırken, belki bir kitap okurken ya da arkadaşlarınla doğum günü kutlamasındayken karşına çıkabilir bilemem ama sen cevabı bulduğunu fark edebilirsin. Sadece sor sonra bırak ve nerede kaldı benim cevabım diye tırmalama. Bekle ve izle. Meditasyonda temel olarak yaptığımız şey de aslında bu.

Yogaya ilk başladığımda hocam bununla ilgili derdi ki ‘Dünyadaki en kabul gören ne olabilir? Diyelim ki dinler, Allah, Tanrı… adına ne demek istersen. Peki Tanrı’yı bile herkes seviyor ve onaylıyor mu? HAYIR!’ O zaman çıkıp da nasıl benim uyguladığım sistem en doğrusu, güvenlisi ve diğer tüm doğrular tehlikeli diyenler olabiliyor? Korktukları için. Gerçekten uyguladığınız tekniğe güveniyorsanız onu diğer insanların doğrularını değiştirmeye çalışarak, tehdit ederek kullanır mısınız? Zaten doğru bir şey yaptığınıza, güvenli bir sistemin içinde olduğunuza inanıyorsanız inandığınızı öyle bir yaşarsınız ki görenler sizden ilham alır, anlattıklarınızdan korktukları için değil gerçekten size güvendikleri için, ışığınıza doğru gelirler.

Deniz feneri gibi olduğun yerde sapasağlam durup etrafını aydınlatmak, ışıldamak, rehber olmak varken neden her şeyi yönlendirmeye, kontrol etmeye çalıştığın ve ışığın gücünden korktuğun için el feneri gibi olmaya zorluyorsun kendini, bir gün pilinin biteceğini bile bile?

Serap Bora Yüksel


Son Yazılar
Arşiv
Etiketler
Henüz etiket yok.
Sosyal Medya
  • Google+ Temiz Gri
  • LinkedIn temiz gri
  • Pinterest Temiz Gri
  • Instagram Temiz Gri
  • Twitter Temiz Gri
  • Facebook Temiz Gri